Beden görünümünde  ve algısında değişiklikler

Gerek hastalıklar, gerekse  tedaviler, fiziksel görünümde ve bedenin işleyişinde, önemli değişikliklere sebep olabilmektedir. Diğer tıbbi hastalıklarda da olduğu gibi kanser hastalığında da bir takım kalıcı veya geçici, kozmetik ya da işlevsel değişiklikler yaşanır. Bu açıdan beden görünümündeki değişikliklerin etkisi,  kanser hastalarımız için oldukça önemli ancak görmezden gelinen bir konuyu oluşturur. Tümörün cinsinden, evresinden, tedavilerden bağımsız olarak hemen her hastamız  bir “beden görünümüne uyum süreci” yaşamaktadır. Tabi ki, değişikliklere uyum sağlama, kişinin kişilik özellikleri, tıbbi durumu ve tedavi özellikleri ile ilişkili olarak hastadan hastaya değişmektedir.

Tanımı biraz güç olmakla birlikte bir de “beden imajı” kavramı  vardır. Beden imajı; bedenin fiziksel görünümü yanında, tüm vücut ve işleyişiyle ilgili algılar, düşünceler ve duyguları da içeren bir kavramdır. Yani beden görünümü daha objektif (nesnel) bir tanım iken, beden imajı daha sübjektiftir (öznel). Örneğin yara izi oldukça küçük ve düzgün görünmekte iken kişi bunu bedeninde büyük bir kusur ve hasar varmış gibi algılayabilir. “Diğerleri” tarafından küçük ve kabul edilebilir “kafaya takılmayacak” her türlü değişiklik, onu yaşayan hastalarımız için oldukça, büyük, kabul edilemez ve “kafaya takılır” şekilde algılanabilir, hissedilebilir. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; bu durum hastalarımızda “anlaşılamıyorum” hissini yaşatan önemli bir konudur.

Beden imajı kültürel değerler ve görünümle ilgili kabul gören standartlardan etkilenir. Çalışmalar, beden görünümüne yatırımı fazla olan kişiler hastalık ve sürecin yarattığı değişiklikleri daha olumsuz deneyimlediğini göstermektedir.

Kanserde yaşanabilecek bedensel değişiklikler nelerdir?

Kanser hastalığında hem kanserin türüne  hem de tedavi şekillerine göre bedensel değişiklikler olmaktadır. Ameliyatlarda bu değişiklikler ani olurken, kemoterapi ve radyoterapilerde kademeli ortaya çıkabilir. Tüm bunlar uyum sürecini etkileyen faktörlerdir. Peki kanser hastalığında ne gibi değişiklikler ile karşılaşılabilir;

  • Ameliyat ve yara izleri,
  • Uzuv, organ ve doku kaybı,
  • Bölgesel renk değişiklikleri,
  • Saç kaybı,
  • Diş kaybı,
  • Duyu kaybı(hissizleşme, yanma, batma hisleri),
  • İşlevsellik kaybı (görme, duyma, konuşma becerilerinde bozulma,  yutma, idrar ve büyük abdest tutma),
  • Cinsellik ve üremeye ilişkin değişiklikler,
  • Kilo alımı, kilo kaybı,
  • Mobilite (hareket edebilirlik) kaybı,
  • Protez kullanımı…

Yaşanan bedensel belirtilere, yaşatabilecekleri özel ruhsal durumlara ve nasıl yönetileceklerine dair bilgiler  Kanser Çeşitleri ve Psikolojik Durumlarla İlişkileri ve Kanser Hastalığında Tedavi Yöntemleri ve Psikolojik Durumlar ile İlişkileri bölümlerinde ayrıntılı olarak sunulacaktır.

Bedensel değişikliklere uyum sürecinde neler gözlenebilir?

Bedensel değişikliklere uyum sürecinde birçok ruhsal belirti yaşanabilir. Unutmamalıdır ki bu ruhsal belirtiler çoğu zaman, normal, beklendik belirtilerdir ve bir hastalığın habercisi değildir.

 

Hiç ruhsal değişiklik yaşanmaması ya da çok az yaşanması;

Kişinin mizaç özellikleri, yaşadığı bedensel değişiklik ve kişinin beden görünümüne yaptığı yatırımla ilişkili olarak bazı kişiler, oluşan bedensel değişikliklere kolaylıkla uyum sağlarlar.  Bu kişilerin bir kısmı, dış görünüşlerine çok önem atfeden kişiler olmadıklarından ya da yaşanan değişiklikleri zorlu bir hastalık ve tedavi sürecinin olası sonuçları olarak görebildiklerinden, çok nadiren olumsuz duygular yaşarlar. Hatta bazen bu değişimleri mücadelelerinin “gurur verici bir sembolü” olarak da görebilirler. Bu kişilerde uyum kolay olur ve çoğu zaman bir müdahale gerekmez.

Ancak bedensel değişikliklere HİÇ tepki vermemeye dikkat etmek gerekir. Bu grup kişiler yaşanan bedensel değişikliği ve aslında kaybı “inkar” sürecinde oldukları için de HİÇ tepki vermiyor konumda olabilirler. Bu durum “yas işi”nde anlatıldığı gibi, bedensel değişikliklere karşı kişinin, henüz bu kaybı düşünmeye, acısını hissetmeye ve bunu işlemeye hazır değilim, biraz zamana ihtiyacım var” demesidir. Hastamızın akıp giden yaşantısında, rutininde önemli bir bozulma yaşanmıyorsa, çoğu zaman müdahale edilmesi gerekmez, yas süreci başladığında kendiliğinden çözülür.

Son olarak da, bedensel değişikliği yaşayan hastalarımız, duygusal değişikliği az ya da çok yaşıyor olabilir ancak bunu çevresindekilere belli etmemeye çalışabilir. Bunun birkaç nedeni olabilir. Örneğin yakınlarına üzüntüsünü açarak onları da üzmek istememe… Ya da kaybıyla ilgili düşüncelerini, acısını sıkıntısını anlattığında çevresindekilerin ve hatta doktorlarının bu sıkıntıyı nasıl gidereceklerini bilmemelerinden dolayı giriştikleri telkin etme ya da yok sayma çabaları… “gerçekten iyi”, “mükemmel görünüyorsun”, “kafana takılacak kadar bir şey değil bunun için kendini üzüp durma”, “yengemin kızının çok daha kötüydü sen yine iyisin”, “Amaan grip gibi herkes yaşıyor artık bunları”… Bu ve buna benzer cümleler ile aslında yakınlarımıza, hastalarımıza yardım etmek istiyoruz ancak farketmeden onların acılarını küçültüyor ve değersizleştiriyoruz. Kimsenin kendisini anlamadığını anlayamayacağını düşünen biri niçin içini döksün ki…

Normal kabul edilen ruhsal değişikliklerin yaşanması;

Bu hastalarımızın zihni, kansere ya da tedavilerine bağlı oluşan bedensel değişikliklerle ilgili düşüncelerle meşgul olabilir. Tekrar tekrar aynı konular akıllarına gelebilir. Zaman zaman kayıplarıyla baş etmede güçlük çekebilir. Ağlayabilir, yakınabilir, kızgınlaşabilir. Ancak çoğu zaman bedensel değişiklikleri ve iyileşme süreciyle ilgili beklentileri gerçekçidir. Yeni duruma nasıl uyum sağlayacakları ile ilgili fikirleri ve çabaları vardır. Sosyal yaşamını kısıtlamaz, kendini insanlardan soyutlamaz, günlük aktivitelerini yerine getirebilirler. Yukarıda belirttiğim gibi kayıplarının değerli olduğunu hissettirerek destek olunduğunda çoğu zaman ruhsal destek amaçlı bir profesyonele gidilmesi gerekmez. Başvuru olur ise bilişsel davranışçı terapiler ve kısa destekleyici terapiler ile hastalarımıza psikolojik destek sağlarız.

Çok şiddetli şekilde ruhsal değişiklikler yaşanması;

Bu hastalarımızın zihni, kansere ya da tedavilerine bağlı oluşan bedensel değişikliklerle ilgili çok yoğun şekilde meşguldür. Devamlı bedenlerini gözlerler, olumsuz ve felaketleştirici düşünceler hakimdir. Çirkin, kusurlu, eksik, yetersiz hissetme, çekiciliğini kaybettiğini, istenmeyeceğini, arzulanmayacağını düşünme, insanların bakışlarından, sözlerinden sanki kendi ile ilgili bir şeyler ima ediliyormuş gibi şüphelenme, alınganlık belirgin olabilir. Çoğu zaman, yoğun duygusallık, utanç, üzüntü keder ya da kaygı ile giden depresyon ya da anksiyete bozuklukları gelişir. Görünümleri ya da bedensel işlevleri ile ilgili algıları ve beklentileri gerçekdışı olabilir. Kendilerini toplumdan soyutlama eğilimine girebilir, yalnızlığı tercih edebilir, en yakınlarından bile uzak durabilirler. Cinsel yaşamları çoğu zaman kendileri ile ilgili atıflarından dolayı olumsuz yönde etkilenir. Bu hastalarımızın günlük hayatı yaşayışları kesintiye uğrar ve yakınlarının destekleyici çabaları yetersiz kalabilir. Bu durumu yaşayan hastalarımızın psikiyatri hekiminden veya psiko-onkoloji eğitimi almış olan ruh sağlığı çalışanlarından destek almasını özellikle önermekteyim. Kayıplarla ilgili yas sürecinin işlenebilmesi, depresyon ya da anksiyete bozukluğunun tedavisi için yoğun terapilerle hastalarımıza destek olarak çarpık ya da taraflı düşünce biçimlerini normalleştirebilir, daha iyi hissetmelerini sağlayabiliriz.

Neler yapılabilir?

Öncelikle hastalarımız, kansere veya tedavilerine bağlı her türlü beden değişikliğinin kendileri için önemli ise, herkes için önemli olması gerektiğini akıllarında bulundurmalılar. Eğer yaşadığınız sıkıntıyı, ufak birşeye de bu kadar tepki vermemem gerekir şeklinde küçültme, küçümseme ya da yok sağma eğiliminde iseniz ya da tersi şekilde, yaşadığınız değişiklikleri sanki bir felaketin içinde imişsiniz gibi yaşantılıyorsanız, bu sizin, kaybınızın yasını tutup, kayıplarınıza rağmen yaşamdan doyum alarak var olma sürecinizi etkileyecektir.  Duygularınızı paylaşmaktan çekinmemelisiniz. Çeşitli sebeplerden yakınlarınızla paylaşamıyorsanız, anlaşılamıyorum hissini yaşıyorsanız ya da bedensel değişikliklerin yarattığı sıkıntı sebebiyle hayatınızın akışı aksamaya başlamışsa, psikiyatri hekiminden veya psiko-onkoloji eğitimi almış olan ruh sağlığı çalışanlarından destek alınız.

Hasta yakınlarımız ise yakınlarının kaybının, önemli ve değerli olduğunu bilerek dinleyebilmelidir. Yakınlarının acısını giderebilmek amaçlı, çoğu zaman işe yaramayan telkin cümleleri ile, yakınlarının kendilerini yalnız, anlaşılmayan, devamlı dert yakınan, mız mız bir hasta gibi hissetmemeleri için çabalamalıdırlar. Eğer sorun ile baş edemiyorlar ise hastalarını psikolojik destek almaları için desteklemeleri uygun olacaktır.


Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

  •  
  •  
  •  
  •  
  •