Kanser ve Cinsellik

Tüm kanser türleri cinselliği az ya da çok etkiler. Ancak gerek kültürel sebeplerden gerekse tanı ve tedavi sürecinde hekimin bu konuda soru sormamasından dolayı  cinsel sorunlara pek değinilmez. Oysa bilinmektedir ki cinsel yaşam; kanser tanısı konulmasıyla birlikte, en hızlı bozulan günlük yaşam aktivitelerinden biridir. Tanı konulma aşamasından başlayıp, tedavi bitiminden yıllarca sonrasına kadar devam edebilecek cinsel sorunlar yaşanabilmekte ve bu sorunlar kişinin ve partnerinin(cinsel eşinin) yaşam kalitesini düşürmektedir. Bu sebeple cinsel sağlığın sağlanması bütüncül bir kanser tedavisinin olmazsa olmaz parçasıdır.

Cinsellik nedir?

Cinsellik; erkeğin ve kadının cinsel birleşmesinden çok daha ötede, biyolojik, fiziksel, duygusal ve sosyal boyutları olan geniş bir olgudur.

Genetik yapımızın getirdiği, kadın ve erkeğe has beden görünümümüz ve beden algımız, bu görünüme ve algıya eşlik eden hormonal ve  bilişsel yapımız, kendini sevebilme, başkasını sevebilme, güven duyabilme, kendini başkasına bırakabilme, kabul etme, edilme ve ait olma hislerini içeren psikolojik unsurları da içeren,  haz alma ve üreme dürtülerimizi doyurmaya yarayan karmaşık bir olgu.

İnsanda cinsel tepki döngüsü nasıldır?

İnsande cinsel tepki döngüsü, cinsellik içeren bir uyaran sonrasında oluşan ve birbirini takip eden 4 evreden oluşur.

  1. Uyarılma; libido cinsel aktivite için yaşanan arzu ya da  hazza ulaşmaya yönelik artan cinsel dürtüler olarak tarif edilebilir. Uyarilma aşamasında fiziksel ya da zihinsel erotik bir uyaran sonrası, cinsel arzunun arttığı gözlenir. Bu süreç cinsel birleşmeye hazırlık sürecidir. Artan cinsel arzuya eşlik eden bedensel değişiklikler yaşanır. Kalp hızı artar, tansiyon yükselik, nefes alış verişi hızlanır. Cinsel organlara kan akımı artar, kadınlarda ıslanma, vajenin genişlemesi ve uzaması, erkekte sertleşme gibi fiziksel değişiklikler yaşanır.
  2. Plato evresi;  giderek artan haz veren uyaranların yaşandığı orgazm öncesi cinsel birleşme evresidir.
  3. Ozgazm evresi:  Giderek artan cinsel hazzın en yoğun noktasıdır. Bu süreçte pelvik taban kaslarının ritmik kasılmalarının eşlik ettiği boşalma gerçekleşir. Başta penis ve vajina olmak üzere tüm vücutta kasılma kasılmalar ve keyifli hisler yaşanır ve bunu gerginliğin gevşemeye başlaması ve  tüm vücudun dinlenme konumundaki haline dönme süreci izler.
  4. Çözülme evresi; cinsel organların cinsellik öncesi hallerine geri dönmeleri için gereken gevşeme süresidir. Bu süre içinde yeni cinsel uyaranlara cevapsızlık olur. Genç erişkinlerde dakikalar alabilirken, ileri yaşlarda, saatler ya da günler alabilir.

Bu cinsel döngünün, kabaca belirttiğim 4 evresinden herhangi birini etkileyen bir durum, sağlıklı bir cinsel birleşme ve cinsel yaşamın önünde engel teşkil eder.

Cinsel yaşam nelerden etkilenebilir?

Cinsel yaşam; yaş, cinsel kimlik, kişinin  gelişimsel evresi, beden sağlığı,  ruh sağlığı, dini görüşleri, kültürel özellikleri, eğitimi, beden algısı ve bedensel işlevselliği, partnerinin beklentileri ve  geçmiş cinsel yaşam deneyimleri, özellikle de cinsel travma ve taciz içeren geçmiş yaşam deneyimlerinden etkilenebilir. Bu alanların herhangi biriyle ilişkili olumsuz atıf ya da yaşantılar, sağlıklı bir cinsel yaşamın sürdürülememesinde etken olabilir.

Konumuzla ilişkili olarak biraz daha ayrıntılandırmak gerekir ise; bu evreleri etkileyebilecek, bedensel etkenlerin başında bedensel hastalıklar ve  kullanılan ilaçlar, ruhsal etkenler arasında, eşle ilişki sorunları, depresyon, kişinin kendisi, partneri ya da cinsel ilişki ile ilgili algıları ve beklentileri sayılabilir. Sosyal olarak ise, stres verici yaşam olayları, çalışma şartları, hatta cinsellik için uygun fiziksel koşulların sağlanamaması dahi bulunabilir.

Kanser hastalığında cinsel yaşam

Sağlıklı cinsel yaşamı etkileyebilecek yukarıda belirtilen birçok etken yanında kanser hastalığına özel faktörler de bulunmaktadır. Kişinin cinsel yaşamındaki sorunların ve sebeplerinin doğru tespiti ve giderilebilmesi için ayrıntılı değerlendirilmeleri gerekmektedir.

  • KEMOTERAPİ: Kemoterapi ilaçlarının tipleri, dozları ve kullanım süreleri; kemoterapi ilacı dışı ilaçların etkileri, cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyebilir. Cinsel yaşam beyin de dahil bir çok organ ve hormonal sürecin birlikte işleyişiyle oluştuğundan, kemoterapi ilaçları ve kemoterapi dışı tedavi edici ilaçlar, bazen direkt beyin üzerinden cinsel arzu ile ilişkili alanlar etkileyerek, bazen yorgunluk ve halsizliğe sebep olarak, bazen saç ve kaş kaybı sebebiyle çekiciliğini kaybettiğini düşünen kişilerde cinsellikten kaçınmaya sebep olarak, bazen ise hormonal sistemin dengesini bozup (östrojen/testosteron), cinsel isteksizlik, sertleşme ya da orgazm güçlüğüne yol açarak cinsel yaşamı etkileyebilir. Her ilacın cinsel yaşam üzerine etkisi farklıdır.
  • RADYOTERAPİ: Radyoterapinin uygulandığı bölge ve verilen ışının dozu ve süresi cinsel yaşamı etkileyebilir. Örneğin; altı karın bölgesine uygulanması ile testisler ya da yumurtalıkların etkilenmesi yoluyla olabileceği gibi, kafaya verilen ışın tedavisi ile hormonal sistemin işleyişinde önemli rolleri olan beyin bölgelerinin etkilenmesi üzerinden dolaylı yollarla da olabilir. Sperm sayısında azalma, yumurta kalitesinde bozulma, sayısında azalma, rahimde ve kadın yollarında hasarlanma, üreme organları elastikiyetinde değişiklikler buna bağlı ağrılı cinsel birleşmeler, ışın tedavisi sonlanmasından aylar yıllar sonra dahi cinsel sorunlar olarak deneyimlenebilir.
  • CERRAHİ: Kanser cerrahisi, tümörün bulunduğu bölgeye, yapılan cerrahinin büyüklüğüne göre çeşitli yollardan cinsel hayatı etkileyebilir. Özellikle, çıkarılan kanserli dokunun beden imajını ne derece etkilediği ve kişinin bu organa yüklediği anlam, cinsel sorunlarda önemli rol oynar. Meme kaybı; çekiciliğin kaybedildiği,  rahim kaybı, kadınlığının bitmiş olduğu yönünde yorumlanabilir. Benzer şekilde penis ve testislerle ilişkili cerrahiler de çoğu zaman erkeklik ve güç kaybı olarak yaşantılanabilir. Bu gibi durumlarda cinsel sorunlar dışında bir çok önemli ruhsal sorunla da karşılaşılır. Ameliyat izleri, ameliyata bağlı sinir hasarları dolayısıyla olarak bölgesel hissizlikler, bedensel asimetriler, kolostomiler, ürostomiler, trakeostomiler de hem fiziksel hem de psikolojik etkiler ile cinsel yaşamı bozabilir. Çok önemli bir etken de, gerek ilaçlar yolu ile gerekse cerrahi olarak, üreme organlarının işlevini yitirmesi ile ortaya çıkan kısırlık halidir. Hem cinselliği yaşatan hormonların eksikliği yolu ile hem de “üreyememe” düşüncesinin psikolojik yükü nedeni ile cinsel yaşam etkilenir.
  • DİĞER TEDAVİLER:  Hormon tedavileri, şeker hastalığı, hipertansiyon vb. gibi yandaş hastalıkların vücuda etkisi ve bu hastalıkların tedavisi için verilen ilaçların yan etkisi olarak da cinsel sorunlar yaşanabilir.
  • RUHSAL DURUM: Kanser tanısı konulduğunda tüm enerji hastalıktan kurtulmak için harcanır. bu dönemde cinsel yaşama ilgi bir süre azalır. Ancak tedavi başlayıp da süreç ilerledikçe hem yukarıda bahsedilen tedavi etkileriyle, hem direkt hastalığın ya da tedavi etki ve yan etkilerinin sonucunda ruhsal sıkıntılar yaşanabilir. Yaşanan ruhsal sıkıntılar da başka bir koldan cinsel yaşama sekte vurur. Öfke, kaygı, utanç, tahammülsüzlük, çabuk parlama, mutsuzluk, isteksizlik, yalnızlık, umutsuzluk, karamsarlık, performans kaygısı ve giden “herşey” in ardından tutulan yas, cinsel yaşam tepki döngüsünü etkiler. Zaman zaman da cinsel birlikteliğin hastalığın yayılmasına sebep olabileceği, tekrar ortaya çıkarabileceği, bulaşıcı olabileceği, hastayken cinselliği düşünmenin yersiz ve ayıp olduğu gibi yanlış inanışlar oluşur. Bunların da cinsel yaşama etkisi büyüktür.
  • SOSYAL YAŞAM: Değişen sosyal roller, sosyal yaşam, hayat düzeni ve fiziksel şartların dolaylı etkisi ile (başka bir şehre tedaviye gitme, hastane yatışları evde geçirilen sürenin azalması, tedavi yan etkilerin nedeniyle sosyal yaşamın sekteye uğraması, bakım verilmesinin yarattığı güç kaybı ve muhtaciyet hisleri, bakım verenlerin artması sebebiyle evde kalabalığın artması, mahrem zaman ve mekan bulmada güçlükler, eşin cinsel birleşme ile hastasına zarar vereceği endişesi taşıması, olası ekonomik sıkıntıların stres verici etkisi)Değişen sosyal roller, sosyal yaşam, hayat düzeni ve fiziksel şartların dolaylı etkisi ile (başka bir şehre tedaviye gitme, hastane yatışları evde geçirilen sürenin azalması, tedavi yan etkilerin nedeniyle sosyal yaşamın sekteye uğraması, bakım verenlerin artması sebebiyle evde kalabalığın artması, mahrem zaman ve mekan bulmada güçlükler, olası ekonomik sıkıntıların stres verici etkisi)
  •  

Kansere ve/veya tedavi sürecine bağlı olarak yaşanabilecek cinsel sorunlar nelerdir?

Bu cinsel döngünün, kabaca belirttiğim 4 evresinden herhangi birini etkileyen bir durumun, sağlıklı bir cinsel birleşme ve cinsel yaşamın önünde engel teşkil ettiğini belirtmiştim.  Gerek kanserin kendisi, gerek tedavileri, gerekse ruhsal ve sosyal durumlar göz önünde bulundurulduğunda, kanser hastasının cinsel yaşamını etkileyebilecek en sık karşılaşabileceği belirtiler,

  1. Erken menopoz (Cinselliği yöneten hormonların kaybı, üreyebilirliğin kaybı)
  2. Vajinal kuruluk ve ağrılı cinsel birleşme
  3. Organ kaybı ve ilişkili ruhsal durumlar (Saç, meme, yumurtalık, testis, bacak kaybı vs…)
  4. Çekicilik kaybı hissi ve kendine güvenin azalması
  5. Halsizlik, yorgunluk
  6. Damarsal etkilenmeler sebebiyle sertleşme güçlüğü, erken boşalma
  7. Sinir harabiyetine bağlı his kaybı, yeterli uyarılamama (meme, penis, alt karın ameliyatları vs…)
  8. Yas, depresyon ve kaygı bozukluklarının bir sonucu olarak
  9. Sosyal yaşam değişikliklerinin bir sonucu olarak

Yukarıda sayılan tüm bu belirtiler, cinsel ilgi , istek, uyarılma, cinsel birleşme, orgazm ya da gevşeme aşamalarını olumsuz yönde etkileyerek cinsel sorunlara sebep olur.

Kanserde cinsel sağlığı  sürdürmek

  • Kanser tanısı almanızla birlikte cinsel yaşamanızda neler değişti, değişiyor gözleyin.
  • Kanserinizin ve tedavi sürecinin cinsel hayatınızda ne gibi değişiklikler yapacağı ile ilgili edinebildiğiniz kadar bilgi edinin.
  • Tedavilerinizin, çocuk sahibi olmanıza engel teşkil edip etmeyeceğini ve çocuk sahibi olabilmek için tedaviler başlamadan alınabilecek önlemler olup olmadığını hekiminize danışın. (Sperm/yumurta/embriyo koruma)
  • Cinsellik hakkında konuşmaktan çekinmeyin. Partnerinizle,onkoloğunuzla  kanser tanısı almanızla birlikte cinsel yaşamanızda olan değişiklikleri paylaşın.
  • Psikiyatrist ya da cinsel terapistlerden destek alın. Terapist desteği, geçmiş cinsel yaşamınızdaki sorunları saptamanızı, tanı konulmasından itibaren yaşadığınız cinsel değişiklikleri, bu değişikliklerin sebeplerini keşfetmenizi ve giderme yolları ile ilgili en doğru ve güncel bilgilere ulaşmanızı sağlayacaktır.
  • Cinsel terapiler, kendiniz ve beden imajınızla ilgili olumsuz inanışlarınızı düzeltmede, cinsel birliktelikle ilgili kaçınmalarınızı gidermede ve cinsel birliktelikten zevk alabilmenizi sağlamada size destek olacaktır.

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Psycho-oncology Textbook, Second Edition Chapter 33
  2. MD Anderson, Manuel of Psychosocial Oncology Chapter 10

 


Bu sitedeki bilgiler okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla yazılmış olup tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Yazarın izni olmadan ya da kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, kopyalanamaz.

  •  
  •  
  •  
  •  
  •