Kanser ilişkili halsizlik; süreğen, stres verici, işlevselliği bozan öznel bir yorgunluk ve tükenmişlik halidir. Kanser hastalarında en sık rastlanan belirtidir.  Hatta kanseri atlattıktan sonra da sıklıkla görülmektedir.  Kanserle ilgili olmayan halsizliklerle kıyaslandığında daha ciddi olduğu, çok daha sıkıntı verici yaşandığı ve çoğu zaman dinlenme ile geçmediği görülmektedir.

Kanser ilişkili halsizliğin, fiziksel, zihinsel ve duygusal komponentleri vardır.  Kanser hastalık sürecinin, herhangi bir döneminde görülebilir. Yani hastalığın başında da, tedavi sürecinde de, atlatılmasından sonra da gözlenebilir.

Halsizliğin tespiti ve tedavisi neden önemlidir?

Halsizlik, günlük yaşam rutinine ve aktivitelerine katılımı azaltarak kişinin işlevselliğini dolaylı olarak da ruh halini olumsuz yönde etkiler. Hastalarımız çoğunlukla “dırdır eden”, “şikayetlenen” kişi olmak istemediklerinden,  halsizlik yakınmalarını iletmeyebilirler. Bazen bu belirtiyi hatalı olarak hastalığın ilerlemesine yorabilirken bazen de tedavilerin beklendik ve kabullenilmesi gereken etkisi olarak görüp bildirmezler. Her iki koşulda da hem ruhsal hem de fiziksel zorlanmalar yaşarlar. Aileler ve bakım verenler, halsizliği anlamadıklarında ve anlamlandıramadıklarında, hastalardan beklentileri artabilir. Kendi işini yapması, yürümesi, egzersiz yapması konusunda hastalarını zorlayabilir. Hatta, halsizliğini nazlılığına bağlayarak, taleplerini görmezden gelebilir. Anlaşılamamak bir hasta için yaşanabilecek en zor durumlardan biridir.

Bazen de tersi şekilde aile bireyleri ve bakım verenler halsizliği farkederek, kendilerince bir sebep bulup bunu düzeltme yoluna gidebilir. Sıklıkla bu neden “iyi beslenmeme” olarak görülür ve hasta yemeye zorlanır. Halsizliği giderici bir takım ilaç ve ya bitkilerden medet umulmaya başlanabilir. Her iki yaklaşım da hem hastayı hem aileyi zora sokar.

Bu noktada, mevcut halsizliğin sebeplerini açığa kavuşturacak, hasta ve ailesine destek olacak kişiler psikiyatristin de içinde olduğu tedavi ekibidir. Günlük yaşam rutini halsizlik sebebiyle sekteye uğradığında tedavi ekibine bildirilmeli ve destek istenmelidir.

Kanser ilişkili halsizlik nedenleri nelerdir?

Kanser hastalığının tipi ve bulunduğu yere göre direkt halsizliğe sebep olabilir. Kan kanseri çeşitleri buna örnek olarak verilebilir.
Kemoterapi, radyoterapi, kemik iliği nakli, hormon tedavileri…
Tedaviye cevapsız ağrı, kansızlık, enfeksiyon, kalp yetmezliği, akciğer yetmezliği, karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, hormonal bozukluklar (hipotiroidi, şeker hastalığı vs.), sigara, alkol ve madde kullanımı…
Uyku ilaçları, ağrı kesiciler, kaygı gidericiler, ritim düzenleyiciler, tansiyon ilaçları (bu ilaç gruplarında bazı ilaçlar)
Kilo kaybı, kalori alımında değişiklikler, vücut sıvı ve tuz dengesizlikleri, hareketsizlik…
Uyku apne sendromu, huzursuz bacak sendromu, gündüz uykululuğu, gece uykusuzluğu
Depresyon, kaygı bozuklukları

Kanser ilişkili halsizlik nasıl giderilebilir?

Öncelikle tüm hasta ve hasta yakınlarının yaşanabilecek halsizlik ve şiddeti ile ilgili bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Hafif halsizliklerde;  enerji koruma ve dikkat dağıtma stratejileri uygulanabilir.

Enerji koruma; kişinin günlük rutinde yapmak istediği aktiviteleri tespit etmesi ve bunlara öncelik sırası vermek suretiyle, az önceliklilerin ve vazgeçilebileceklerin en sona yerleştirildiği bir gün programlamasıdır. Bu yöntem uygulanabilirse kişi işlevselliğini büyük oranda sürdürmüş olur. Bazen hastalarımızın enerji düzeyleri gün içinde değişimler gösterebilir. Bir not defteri tutarak günün hangi saatlerinde daha canlı, hangi saatlerinde daha yorgun olduklarını tespit ettikleri takdirde, günlük programlarını düzgün uygulayabilirler.

Enerji korumanın diğer yolları ise;  bir zaman diliminde sadece bir işle meşgul olmak ve sınırlı uyku zamanları (şekerlemeler) planlamaktır.

Dikkat dağıtmada ise;  müzik dinlemek, kitap okumak, oyun oynamak ya da dinlenme halinde sosyalleşmek gibi yollar ile kişi halsizliğiyle ilgili zihinsel uğraşlardan uzaklaşmayı dener. Bu etkinliklerin günlük rutinin içine yerleştirilmesi de enerji korumaya destek olacaktır.

Ciddi halsizliklerde;

Öncelikle halsizliğin sebeplerine yönelik ayrıntılı bir tıbbı değerlendirme yapılmalı ve saptanan tıbbi problemler düzeltilmelidir.

Halsizlik, hastalığın tekrarı ya da ilerleyişinin bir göstergesi değildir. Bu bilginin paylaşılması hastalarımızın kaygı ve korkularını azaltacağı için halsizlik ile mücadelede güç sağlar.

  1. Halsizliğe sebep olabilecek ruhsal sıkıntıların tespiti ve giderilmesi için ruhsal destek talep edin. Psiko-eğitim, belirtilerle uygun baş etme yöntemlerini bulma, gevşeme yöntemleri kullanımı, bireysel ya da grup psikoterapiler ile yapılan desteğin halsizliği azalttığı ve yaşam kalitesini arttırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
  2. Halsizlikle mücadelede gücü bilimsel olarak kanıtlanmış en önemli yöntem ise egzersizdir. Egzersiz programları kişiye ve genel tıbbi durumuna uygun olarak bir profesyonel tarafından planlanmalıdır.
  3. Halsizlik arttıkça kişinin bu belirtiyle ilgili zihinsel uğraşı artar.  Ne kadar stresli bir durum olduğu, neleri kısıtladığı üzerine hastalar düşünüp durur. Hafif halsizliklerde olduğu gibi dikkati başka yönlere çekmek bu belrtinin sıkıntı verici etkisini azaltabilir.  Müzik dinlemek, kitap okumak, oyun oynamak ya da dinlenme halinde sosyalleşmek, bazen bir parkta oturup kuşları izlemek dahi, dikkatin başka yöne çekilmesi suretiyle belirtiyi hafifletebilir.
  4. Bilinçli bir diyet desteği ile halsizliği hafifletebilmek için diyetisyenlerden yardım istenmelidir.
  5. Uyku bozukluklarına ikincil ortaya çıkan halsizlikleri gidermek için psikolojik destek talep edin.
  6. Yukarıda belirtilen yöntemlerle rağmen halsizlik belirtisinde gerileme olmaması durumunda ilaç tedavileri verilebilmektedir.

Tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin, kanser ilişkili halsizliklerde etkinliği henüz yeterli bilimsel kanıta sahip değildir. Herhangi bir tamamlayıcı ya da alternatif tedaviye başvurmak isterseniz, doktorunuzu bilgilendiriniz!

HALSİZLİK İLE İLGİLİ AYRINTILI TIBBİ BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Psycho-oncology Textbook, Second Edition Chapter 32
  2. MD Anderson, Manuel of Psychosocial Oncology Chapter 11

 


Bu sitedeki bilgiler okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla yazılmış olup tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Yazarın izni olmadan ya da kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, kopyalanamaz.

 

  •  
  •  
  •  
  •  
  •