1- TÜTÜNÜN KEŞFİ VE DÜNYAYA YAYILMASI

2-SİGARA VE KULLANIM YAYGINLIĞI

3-NASIL BAĞIMLI OLUYORUZ?

4-SİGARANIN VÜCUDA ETKİLERİ NELERDİR?

5-SİGARANIN SEBEP OLDUĞU HASTALIKLAR NELERDİR?

6-SİGARA BIRAKMA YÖNTEMLERİ VE İLAÇ TEDAVİLERİ

 

1-Tütünün keşfi ve dünyaya yayılımı

Kolomb ve adamları Amerika’ya ilk ayak bastıklarında yerliler kendilerine armağan olarak içmeleri için bir saz boruya sararak tütün uzatmışlardır. Aslında bu saz borunun adı olan tobacco kelimesi, Kolomb tarafından tütün yapraklarını adlandırmak için kullanılmış ve tütün bitkisinin adı böylece ortaya çıkmıştır.

Sigara içme alışkanlığının çok eski çağlara dayandığı bilinmektedir. Ancak eski Dünya’ya ulaşması o kadar da eski değildir. Anavatanı tam olarak bilinmese de Antiller ve Orta Amerika olduğu düşünülmektedir. Nitekim M.Ö. 6000 yılı civarında Amerika’da şimdiki Meksika topraklarında bulunan Yukatan yarımadasında yaşayan Mayalar’da tütün tarımı yapıldığına dair kanıtlar bulunmaktadır. Ayrıca, Kuzey Amerika’da da tütün kullanma şekillerine rastlanmıştır.(tubateb)

Ancak eski tarihlerde yaşayan insanların, dumanı keyif için kullandıklarına dair bir bulguya rastlanmamıştır. Tütün daha çok dinsel törenlerde, ayinlerde ve tedavi edici bir ajan olarak kullanılagelmiştir.

Kolomb gibi Yeni Dünya’ya yolculuk yapan Vespuci, Macellan, Cortez ve adamları da tütün kullanmaya başlamış ve bir süre sonra tiryakisi haline gelmişlerdir. Bu istilalardan geri döndüklerinde ise Avrupa tütün bitkisi ile tanışmıştır. 1518’de Piskopos Romane Pane, tütün tohumunu Şarlken’e sunmuş ve bu tarihten itibaren İspanya’da tütün üretimine başlanmıştır.

1500’lü yıllarda başta İspanya ve Fransa’da üretilmeye başlanan tütün, buradan İngiltere, Hollanda, Almanya, İsviçre, Avusturya, Hindistan ve Japonya’ya yayılmıştır..

1570 yılında botanikçi Charles Ettiene ile Jean Liebault, bir tarım kitabında, tütün bitkisine Jean Nicot’nun adından hareketle, Nicotiana adını verirler. Böylece tütün bitkisinin bilimsel adı Nikotiana, içeriği de nikotin olarak belirlenmiştir.

O çağlarda her bitkinin tedavi amaçlı bir önemi olduğuna inanıldığı için Avrupa’da da tütün başlarda süs bitkisi ve şifa amaçlı kullanılmıştır. Veba salgını sırasında, iyi geldiği düşünülerek kullanımı iyice yaygınlaşmıştır.Ama zamanla keyif veren özelliği ön plana çıkmış, tütün ticareti karlı hale gelmiştir. Bunun yanı sıra, fuzuli harcama olarak görülmesi, kötü koku yayması ve sağlığa zararlı olduğu düşüncesiyle yasaklar konmaya başlanmıştır. Henüz 1600’lü yılların başında başta İngiltere olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde yasaklarla ve cezalarla önlenmeye çalışılmasına rağmen ortadan kaldırılamamıştır. Hatta hükümetler de tekeller kurup, tütünü gelir kaynağı yapma durumuna getirmişlerdir.

Başlangıçta elle sarılan sigaralar kullanılmış, 1800’lü yılların sonlarına doğru ilk sigara makineleri icat edilmiştir. Sigara sarma ve paketleme makinelerinin icat edilmesi, sigara içme alışkanlığının giderek artan biçimde yayılmasına neden olmuştur

Tütün Türkiye’ye ne zaman geldi?

Tütün bitkisi ülkemize ilk defa 1600′lü yılların başında İngiliz ve Venedikli tüccarlar tarafından getirilmiştir. Zamanla tütün içilmesine karşı Avrupa’da başlayan hareket, buraya da sıçramış, özellikle ahşap evlerin yoğun olduğu İstanbul’da yangınlara yol açması nedeniyle sigaraya karşı şiddetli yasaklar konmuş, ancak 1600′lü yılların ortalarında kullanılması tekrar serbest bırakılmıştır. Tütünden sağlanacak gelirin önemi anlaşılınca önce Rumeli’de daha sonra Anadolu’da devlet tekelinde tütün ekimine başlanmıştır.

1874 yılında tütün üretimi serbest bırakılmış, tütün kıyma imalâthanelerinin kurulmasına izin verilmiş ancak sigara yapımı devlet tekelinde kalmıştır. İlk sigara fabrikası İstanbul Cibali sigara fabrikasıdır. Bunu Adana, İzmir (Alsancak) ve Samsun sigara fabrikaları izlemiştir. 1986 yılından sonra devlet tekeli olmaktan çıkarılıp, serbest bırakılmıştır.

 

2-Sigara Kullanımı ve Yaygınlığı

SİGARA;

Tütünün kağıda sarılarak içilmesi şeklinde ortaya çıkan ve sanayileşmesi sonrası kolay içiminin sağlanması ve yarattığı etkinin arttırılması için içerisine  yaklaşık 600 çeşit madde eklenen tütün ürünüdür. Bu 600 e yakın maddenin yanması sonrası 4000in üzerinde kimyasal ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Bir kısmının ne olduğu tespit dahi edilemeyen bu kimyasallardan tespit edilebilen en az 50 tanesinin kanserojen olduğu kanıtlanmıştır

Ülkemizde de Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurumu(TAPDK) 2012 yılında 6 sigara üreticisi firma tarafından piyasaya arz edilen 267 değişik markalı sigara mamulat çeşidinin üretiminde kullanılan girdileri “katkı maddeleri”, “sigara kağıdı”, “kenar ek  yeri yapıştırıcısı”, “sigara kağıdı üzerinde kullanılan mürekkep”, “filtreleme maddesi”, “filtre sargısı”, “ filtre yapıştırıcısı”, ve “uç kağıdı ve uç kağıdı mürekkebi” başlıkları altında kamuoyu ile paylaşmıştır

Açıklanan listelere göre, sigaralarda 269′u (yanmış) katkı maddesi olmak üzere 602 farklı girdi kullanıldığı ortaya çıkmıştır. “Katkı maddeleri” başlığıyla açıklanan listede, “anisaldehit, asetik asit, aseton (oje çıkarıcı), amonyak(temizlik maddesi), arsenik(fare zehiri), bal, benzil alkol, benzen, bütan(tüpgaz içeriği), Bulgar gül yağı, etil alkol,formaldehit,  gliserol, ıhlamur yağı, kadmiyum(akü metali), karbon monoksit(egzoz gazı), kurşun, kakao özütü ve tozu, karamel, karanfil yağı,laktik asit, metanol(füze yakıtı), mentol, meyan kökü tozu, naftalin, nitrojen, nikotin, ökaliptol, propilen glikol, rom, şeker, toluen(tiner), vanilya, yasemin ve yıldız anason yağı”nın da aralarında bulunduğu 269 madde yer almıştır.

Sigara kağıdı için 25 (yanmış), kenar ek yeri yapıştırıcısı için 9 (yanmış), sigara kağıdı üzerindeki mürekkepte 35 (yanmış), filtreleme için 39 (yanmamış), filtre sargısında 51 (yanmamış), filtre yapıştırıcısında 37 (yanmamış), uç kağıdı ve mürekkebinde 137 maddenin (yanmamış) kullandığını belirlenmiştir.

Kullanım Yaygınlığı

Sigara tüketimi, Amerika ve Avrupa toplumunda, 20. yüzyıldaki fabrikalaşma ile iyice hız kazanmış, özellikle 1920’den sonra reklâm kampanyaları sonrası iyice popülerlik kazanmıştır.

1946 yılından bir reklam; “Doktorlar Camel İçiyor”

Günümüzde sigara küresel bir salgındır.. Bugün 1.1 ile 1.3 milyar kişi sigara veya diğer tütün ürünlerini kullanmaktadır. Bu sayı, 15 yaş üstü dünya nüfusunun üçte birine denk gelmektedir ve bunun 2025 yılında 1.6 milyara, 2030 yılında ise 2 milyara ulaşması beklenmektedir. Dünya genelinde her gün 80.000-100.000 çocuğun sigara bağımlısı olduğu tahmin edilmektedir. Sigara içenlerin büyük kısmı gelişmekte olan ülkelerde yaşamakta (800 milyon) ve yine büyük kısmını (700 milyon) erkekler oluşturmaktadır

Türkiye ise sigara bağımlısı sayısı ile dünyada 10. sıradadır. Tütün tüketimi gelişmiş ülkelerde azalırken gelişmekte olan ülkelerde artmaktadır. Ülkemizde sigara kullanımı 1980 ve 90larda tepe yapmıştır, son 15 yılda ise belirgin azalma görülmektedir.

 

3-Nasıl Bağımlı Oluyoruz?

Sigara içerdiği nikotin ile bağımlılık yapar. Sosyal ekonomik ve kültürel etkenler de sıklıkla kimin sigaraya başlayacağının kimin bırakıp kimin devam edeceğinin belirlenmesinde kritik rol oynar.

Sigara içicileri sıklıkla bunun bir bağımlılık olduğunun farkında olmayıp ya da inkar edip alışkanlık olduğunu düşünebilir. Ancak nikotin bağımlılık yapan bir maddedir ve çoğu düzenli içiciler öyle hissetmeseler de bağımlıdırlar. Bu kişiler bir süre sigara içmeden durmaya çalıştığında, kanlarındaki nikotin seviyesisin düşmesine bağlı yoksunluk belirtileri yaşar ve bağımlılığın yol açtığı bu durumdan kurtulmak için yeniden sigara içerler.

Tüm sigaraların ortak yönü akciğerlere nikotin taşıma aracı olmalarıdır, yani sigara bir tür ilaç dozlama sistemidir. Sigara içenler, bir sigaradan 1 mg nikotin almaktadır.  Bu miktar daha derin ve sık nefesle bir sigaradan alınabilecek olan nikotinin altıda biridir. Bu nokta özellikle daha az sayıda sigara içtiğini veya “light” veya “düşük nikotinli” tabir edilen sigaraları kullandığını, buna bağlı zarar görme riskini azalttığını söyleyen kişiler derin ve sık içe çekmeler ile aslında, bağımlılığı devam ettirecek miktarda nikotin almalarını sağlayacak doz ayarlamasını yapmaktadırlar. Bu da sigara bağımlılığının değişmeden devamına yol açar.

Sigara bir nikotin sağlayıcıdır. Kendine has koku, aroma ve özellikleri olan pek çok farklı tütün türü vardır. Bu tütünlerden farklı tat, koku ve farmakolojik etkiye sahip tütün ürünleri hazırlanabilir. Sigara firmaları, tütünün yanı sıra içine çok sayıda kimyasal katarak daha etkili ve ilgi çekici nikotin temin sistemleri tasarlar ve üretirler.

Nikotin Nasıl Bağımlılık Yapıyor?

Sigara dumanı  içimize çekilir çekilmez soluk borusu yolu ile akciğerlerimize ulaşır ve hava keselerinin damarlar ile olan komşuluğundan yararlanarak  hızlıca kana karışır. Böylece nikotin atardamarlar yoluyla vücudun tümüne yayılır. Nikotin bedensel olarak da bir takım belirtiler yaşatmakla birlikte temel etkisini beyin üzerindeki etkisi yoluyla yapar. Beyine ulaşan nikotin,  sinir hücreleri arasındaki boşluklara yerleşerek keyif verici etki görülmesini sağlayan bir takım beyin kimyasallarının (ör:dopamin, asetilkolin) salgılanmasını sağlar. Salınan dopamin  sonucu hissedilen keyif nedeniyle nikotin beyin tarafından bir ödül olarak algılanır ve içimi için davranışı pekiştirici sinyaller gönderir. Ve işte bağımlılık döngüsü bu noktada başlamış olur.

Düzenli olarak sigara içimiyle birlikte değişen beyin yapıları nedeniyle aynı keyfi ve hoşnutluğu sağlayabilmek için giderek daha fazla nikotin almamız yani daha çok sigara içmemiz gerekir. İşte aynı etkiyi sağlayabilmek için kullanılan maddenin arttırılması haline “tolerans gelişmesi” denmektedir. Böylece zamanla kullanılan sigara miktarı artar artışın bir diğer sebebi de, nikotinin kandaki yarı ömrünün 2 saat olmasıdır. İçiciler her sigaradan sonra tekrarlayan ve geçici bir yüksek kan nikotin düzeyi yaşayıp keyif ve rahatlama hissederler ancak düzenli olarak sigara içip bu kan düzeyini sabit tutamazlar ise, nikotinin kandaki düzeyi azalmaya başlar ve yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Yoksunluk belirtileri nikotinin vücuttan atılırken yaşattığı çekilme belirtileridir ki, çoğu kişi bu belirtilerin sıkıntı verici etkisini hisseder hissetmez sigara içerek yeniden döngüyü başlatır.

Kısaca sigara bağımlılığının döngüsüne bakarsak;

Sigara dumanı içerisinde akciğerler yolu ile kana geçen nikotin, beyinde dopamin salınımına yol açarà Dopamin rahatlatıcı ve keyif verici  sinyaller oluşturur ve beyin bunu bir ödül olarak algılayıp devamını isterà Sigara içiminden bir süre sonra kanda nikotin seviyesi azalır, beyinde dopamin miktarı düşerà Dopamin azalması sıkıntı , sinirlilik hali gibi  yoksunluk belirtilerine yol açarà Sigara içicisi dopamin salınması için nikotin açlığı çeker ve yeniden sigara kullanırà Düzenli kullanım beyinde algaçlar düzeyinde değişikliklere de sebep olarak nikotin olmadığı durumlarda sıkıntılı yoksunluk belirtileri yanmasına sebep olurà Kişi yoksunluk belirtilerini giderebilmek için yeniden sigara içer ve döngü yeniden tekrarlanır.

4-SİGARANIN VÜCUDA ETKİLERİ NELERDİR?

 Sigara dumanının akciğerlere çekilmesi ve atardamarlar yolu ile dolaşıma katılması sonrasında hem bedende hem de beyinde bir takım değişiklikler olur.

Yukarıda bahsedildiği üzere beynin ödül sistemi ile ilgili alanlarda dopamini arttırarak keyif verici bir etki sağlar, aynı zamanda asetil kolin denilen bir beyin kimyasalını da etkileyerek dikkat, konsantrasyon gibi bilişsel aktivitelerin geçici olarak artma sağlar. İşte dopamin ve asetilkolinin bu pozitif etkileri nedeniyle ve bunların azalmasıyla ortaya çıkan yoksunluk belirtilerinin sıkıntı yaşatması nedeniyle tekrarlayan içme davranışı meydana gelir ve bağımlılık oluşur.

Tabiki kana karışan sigara dumanı içindeki her türlü kimyasal, vücudun beyin dışındaki alanlarına da yayılır. Bu kimyasallar ve nikotin ulaştığı her hücre ve dokuda, bazen fizyolojik(kalp atım sayısının artması, çarpıntı), bazen kimyasal(hücre zarı yapısını değiştirerek organlarımızın iyi işleyişini bozması) bazen de genetik değişiklik oluşturur. Özellikle sigaradaki kimyasalların etkisiyle vücudumuzdaki sağlıklı hücrelerin DNAlarının değişmesi ile olan genetik farklılaşma sonucu kanser hücreleri oluşur.

4-SİGARANIN SEBEP OLDUĞU HASTALIKLAR NELERDİR?

Yukarıda da belirtildiği gibi sigarayı dudağımıza değdirip içimize çektiğimiz andan itibaren ağız, dişler, gırtlak, yutak , yemek borusu, soluk borusu, akciğerler ve özellikler de hava kesecikleri  direkt olarak sigaranın toksik etkilerine maruz kalır. Alveol denilen hava keseciklerinden kana karışıp tüm vücuda yayılması nedeniyle de sigara ve içeriğindeki kimyasalların zararının dokunmadığı vücut bölgesi  yoktur.

Sigaranın sebep olduğu zarar ve hastalıkları sıklık ve ciddiyet açısından sıralamak gerekirse;

***Kanser

Başta Akciğer kanseri olmak üzere, gırtlak kanseri, ağız boşluğu, yutak, yemek borusu, mide, kalın barsak, pankreas, böbrek, mesane, meme ve rahim ağzı  kanserinin oluşumunda en önemli etkenlerden biridir.  Özellikle akciğer kanseri,  sigara üretimi ve satışından önce hemen hemen hiç duyulmamışken, 20.yüzyılın başında ise sık görülmeye başlanmıştır. Sigara içen kişinin akciğer kanseri riski içmeyene göre 15 kez fazladır. Akciğer kanseri riski içilen günlük sigara sayısı ve içme süresi ile de ilişkili olarak da artar. Türk Toraks Derneğinin yürüttüğü “Akciğer Kanseri Harita Çalışması”na göre, ülkemizde her yıl 18.479 yeni akciğer kanseri tanısı konmakta ve sigara %91.5 ile akciğer kanserine yol açan nedenlerin birinci sırasında yer almaktadır.

***Kalp ve Damar Hastalıkları 

Ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelmektedir ve sigaraya bağlı ölüm nedenleri içinde de ilk sıradadır. Ortalama bir içicinin kalp hastalığı riski hiç sigara içmemiş birine göre yaklaşık 2 kat fazladır. Kalp damar hastalıklarına yakalanma riski hafif sigara içicileri için bile vardır, risk toplamda ne kadar dumana maruz kalındığıyla orantılıdır. Pasif içicilerde kalp hastalıklarına bağlı ölümler %30 artış gösterir.

*** KOAH ve Diğer Solunum Yolu Hastalıkları

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) hemen tamamen sigara içmekle ilişkilidir, hem kronik bronşit hem de amfizemi kapsar. Ana hava yolları, uç hava yolları, hava kesecikleri, kılcal damarlar ve bağışıklık sistemdeki sigaraya bağlı değişikliklerin bir sonucu olduğu düşünülmektedir.2000 yılında Türkiye’de sigara kaynaklı KOAH nedeniyle 12.902 ölüm gerçekleşmiş ve sigara KOAH’ın en önemli nedeni olarak belirlenmiştir. Tiryakiler sıklıkla tiryaki öksürüğünden bahsederler; bu çoğu zaman KOAH’ın bir işaretidir.

***Sindirim Sistemi Hastalıkları

Sigara kanserojen olmayan fakat 12 parmak bağırsağı ve mide ülserleri gibi hayati tehlike yaratan hastalıklara da neden olmaktadır.

Sigaraya bağlı hayati tehlike arz etmeyen hastalıklar: Kronik içiciler, başka her şey aynı iken, yaşlılıkta görüleceğini düşündükleri hastalıklarla erken yaşlarda karşılaşabilirler. Sigara içmek akciğer fonksiyonlarına, dolaşım sistemine ve bağışıklık sistemine zarar verir.Sigara yaşa bağlı sağırlık ve körlük gibi ölümcül olmayan ama insanı güçten düşüren hastalıklarla ilişkilidir; sigara ayrıca ciltte kırışıklığa ve içenlerin daha yaşlı görünmesine neden olur.

Sigara ile ilişkili hayati tehlike arz etmeyen hastalıklardan bazıları şunlardır:
• Yaşa bağlı işitme kaybı
• Kronik bel ve boyun ağrısı
• Katarakt
• Soğuk yaralanmaları
• Crohn (kalın barsak)hastalığı
• Şeker Hastalığı
• Erkekte sertleşme güçlüğü
• Dişeti hastalıkları
• Göz dibi hücre dejenasyonu
• Osteoartrit ve kemik erimeleri
• Romatoid artrit (romatizmal hastalık)
• Cilt kırışıklıkları

Bundan başka sigara içenlerin ameliyatları sırasında anestetik problemlerle karşılaşma riski artar, ameliyat  sonrası yara iyileşmesi yavaşlar ve sigara içenler cerrahi sonrası komplikasyonlara sigara içmeyenlerden daha dayanıksızdır.(5)

6-SİGARA BIRAKMA YÖNTEMLERİ VE İLAÇ TEDAVİLERİ

Sigara içicilerinin içmede inat etmesinin  en önemli 2 sebebi; kısa süreli sağlanan keyif ve rahatlama hissi ve bunların ortadan kalkması sırasında yaşanılan yoksunluk belirtilerdir. Bu yoksunluk belirtileri son sigaranın alınmasından birkaç saat sonra başlar, özellikle sigara bırakma sonrası ilk 7 gün içinde tepe yapar ve sigarayı bırakmaya çalışanların yeniden başlaması çoğunlukla bu dönemde görülür(6).

Başlıca yoksunluk belirtileri şunlardır(7)

Belirti Süre Sıklık
İrritabilite/Sinirlilik <4 hafta % 50
Depresyon/çökkünlük <4 hafta % 60
Huzursuzluk <4 hafta % 60
Konsantrasyonda güçlük <2 hafta % 60
İştah artışı >10 hafta % 70
Baş dönmesi-sersemlik <48 saat % 10
Gece uyanmaları <1 hafta % 25
Kabızlık >4 hafta % 17
Ağız yaraları >4 hafta % 40
Sigara içme arzusu >2 hafta % 70

Belirtilerin çoğu 3–4 hafta içinde çözülür fakat iştah artışı birkaç ay sürebilir. Sigara içme arzusu, bazen yoğun bir şeklide aylarca sürebilir ve özellikle belli durumlarda tetiklenebilir.
Sigara kesildikten çok kısa süre sonra, vücudumuzda olumlu değişimler de gözlenmeye başlar (7)

Tabiki sigara kullanımının altında sadece fizyolojik bir bağımlılık yatmamaktadır. Sigara içme aynı zamanda psikolojik, sosyal boyutları da olan ve öğrenme modelleri ile ilişkili  bir davranış paternidir.

Sigaraya başlama çoğunlukla çocukluk ve ergenlik dönemde, merak, erişkinlik göstergesi, sosyal ortamlarda kabul görme, onaylanma aracı olarak bir kullanıcının hayatına girebilir. Kilo kaybı sağladığı, dikkati arttırdığı, çekiciliği sağladığı gibi toplumsal yanlış inanışlar sebebiyle devam edebilir. Öte taraftan hiç böyle düşünülmese dahi, özellikle ebeveynleri ya da yakın çevresi sigara kullanan bir kişinin kullanıcı olması muhtemeldir. Ritueller böylece öğrenme modelleri ile aktarılır. “ister zengin ol ister fukara, her yemekten sonra yak bir sigara”, “kahvenin çayın yanında bir sigara iyi gider”, “yalnızlığı giderir”, “sıkıntılara iyi gelir”, “dikkati arttırır” inanışları ve bunların deneyimlenmeleri ile oluşan koşullanmalar nedeniyle sigara sadece bir fizyolojik bağımlılık olmakla kalmaz psikolojik ve sosyal yönleri de olan koşullanmış bir davranışa dönüşür.

Birden fazla yönü olan sigara içme davranışını kesebilmek için, fizyolojik bağımlılığa dikkat edildiği kadar, bilişsel, sosyal ve davranışsal tarafında da dikkat edilmelidir. Çünkü bu kuvvetler, sigaraya sağlıksızca bir öncelik verilmesine neden olur ve içmeme isteğine kolayca baskın gelir. Çünkü bu kuvvetlerin bir kısmı içicinin kontrolü dışındadır ve güçlü bir iradesi olan insanları bile etkileyebilir. Dolayısıyla tiryakiliği sadece bir seçim olarak değerlendiremeyiz. Bu, sigara içmenin neden olduğu hastalıklar nedeniyle içicinin hayatını tehdit eden güdüsel sistemin psikolojik bir hastalığıdır ve ne büyük şans ki tedavi edilebilir.


Dolayısıyla sigara bırakma tedavilerinin çözmeye çalıştığı noktalar şunlardır (8);
1. Nikotin bağımlılığının fiziksel etkilerini gidermek
2. Nikotinin yol açtığı psikolojik emniyet duygusunu gidermek
3. Tütün kullanımının davranışsal bileşenleri ile başa çıkmak

 

 

SİGARA BIRAKMA TEDAVİLERİ

 

 

Her hastalıkta olduğu gibi kişiye özel bir plan hazırlanması elzemdir. Kişinin yaşı, cinsiyeti, medeni durumu, mesleği, çalışma koşulları, kendisine destek olacak aile bireylerinin özellikleri, sigara içip içmedikleri, kişinin sigarayı ne zamandır ne sıklıkta içtiği, ne tür sigara içtiği, neyin kendisini sigara içmeye teşvik ettiği,(sıkıntılı üzüntülü zamanlarda, türk kahvesi gördüğünde), sosyal ortamlarda sigara içme davranışının özellikleri,  hangi zamanlarda otomatikleşmiş gibi sigara içtiği (otobüs beklerken, ders çalışırken, yemeklerden sonra), bırakmayı ne kadar istediği, ne kadar hazır olduğu, ne gibi engellerle karşılaşabileceği, daha önce bırakma girişimleri olup olmadığı, başarısızlıkla sonuçlandıysa nedeni, yoksunluk belirtilerinin neler olduğu, hangi şiddette seyrettiği gibi önemli bilgiler muhakkak alınmalıdır. Yine içme davranışını tetikleyen bir ruhsal hastalık olup olmadığı da değerlendirilerek. Kişiye özel bir tedavi planı hazırlanmalıdır. Kişinin sigara bağımlılığının şiddeti Sigara içimi ve bağımlılığın sorgulanması Fagerstrom testi ile kolaylıkla yapılabilmektedir.
Fagerstrom testi9.

SORU YANIT PUAN
S1: Her gün genellikle kaç sigara içiyorsunuz? 10 veya daha az
11 – 20
21 – 30
31 veya daha fazla
0
1
2
3
S2: İlk sigaranızı uyandıktan ne kadar sonra içiyorsunuz? 5 dakika içinde
6-30 dakika
30 dakikadan daha uzun süre sonra
3
2
1
S3: Sigara içilmeyen yerlerde sigara içmemekte zorlanıyor musunuz? Hayır
Evet
0
1
S4: Hangi sigaradan vazgeçmekte en çok zorlanırsınız? Sabah ilk içilen
Diğer
1
0
S5: Günün ilk saatlerinde sonraki saatlere göre daha sık sigara içiyor musunuz? Hayır
Evet
0
1
S6: Çok hasta olduğunuzda veya günün çoğunu yatakta geçirdiğinizde sigara içer misiniz? Hayır
Evet
0
1

0-2 = çok düşük bağımlılık; 3-7 = orta düzey bağımlılık; 8-10 = çok yüksek bağımlılık

Bağımlılığı farklı kategoriler yerine bir skala (0-10) ile değerlendirmek de faydalıdır

 

İLAÇ TEDAVİLERİ

 

1-      NİKOTİN YERİNE KOYMA TEDAVİLERİ

 

Sigarayı bırakma sonrasında, vücutta azalacak nikotinin yaratabileceği yoksunluk bulguları (çökkünlük, sıkıntı, huzursuzluk, uyku sorunları, sinirlilik, dikkat bozuklukları, açlık hissi)  ve takip  sigara eden aşermelerini azaltabilmek için, kana nikotin sağlama yöntemleridir. Bu yöntem ile sigara kullanımı sonucu vücuda girecek toksik maddeler olmaksızın nikotin seviyesi kanda bir düzeye kadar yükseltilerek, yoksunluk bulgularının hafif geçirilmesi amaçlanır. Sanki sigarayı azaltıp kesiyormuş gibi, nikotin yerine koyma tedavi preparatlarının da dozları azaltılarak kesilir. Bu şekilde kişinin yoksunluk belirtilerini hafif şiddette geçirerek sigaradan uzak kalmasını sağlamaya çalışılmaktır.

 

Fagerstrom testinde 7 ve üzeri puan alanların yani yüksek veya orta derecede nikotin bağımlılığı saptananların ya da günde 15 adetten fazla sigara içiyor olanların son olarak da hafif derecede bağımlı olmasına rağmen sigarayı bırakmak için kullandığı diğer yöntemlerden fayda görmemişse NRT uygulanabilir.
6 çeşit nikotin yerine koyma preparatı vardır.

 

Nikotin bandı
Nikotin nazal sprey (NNS)
Nikotin sakızı
Nikotin sublingual tablet
Nikotin pastil
Nikotin inhalatör

 

Bunlardan sadece ikisi ülkemizde bulunmaktadır. Nikotin bantları (Nicotinell TTS ® 7/14/21 mg – Nicorette Invisi ®10/15/25 mg) ve nikotin sakızları (Nicotinell ®gum 2 mg – Nicorette ®gum 2/4 mg).

 

Bant ile yerine koyma sonucu sağlanan kan nikotin düzeyi, sigara ile alınanın ½-1/3’ü kadardır. Dolayısıyla bant kullanımına rağmen bir kısım yoksunluk belirtilerinin yaşanması muhtemeldir.  6 aylık içmeme oranları  ise tahmini olarak %15-25 lerdedir. NRT’nin uzun dönemde (6-12 ay) sigarayı bırakmış kalma oranını iki kat artırdığı saptanmıştır.
Sigaranın bırakıldığı gün kullanılmaya başlanırlar. 2-4 haftada bir doz azaltımı yapılarak ayıklığın ilk 8-12 haftası boyunca kullanıma devam edilmesi gerekmektedir. Yeni bazı araştırmalar sigara bırakma gününden önce NRT kullanılmaya başlanacağını belirtmekle birlikte, henüz bilimsel olarak genel kabul görmemiştir. Nikotin sakızlarının sağladığı miktar ise oldukça düşüktür. Bu sebeple çoğunlukla bant tedavileriyle birlikte kullanılmaktadır.

 

Nikotin Bandı Kullanım şekli
Nikotin bandı sabahleyin kuru, temiz ve kılsız deriye (genellikle gövdenin üst kısmına, omuz etrafına ve üst kol bölgesine) yapıştırılıp, 20 saniye kadar üzerine parmakla basılarak vücuda tam teması sağlanır. Her gün farklı bir bölgeye yapıştırılarak (örneğin sırasıyla; sağ omuz başı, sol omuz başı, sağ üst kol, sol üst kol) ancak dört gün sonra tekrar aynı yere yapıştırılması önerilir. Böylece deride oluşabilecektahriş, kızarma ve kaşıntı gibi yan etkilerin sıklığı azalır.

Yan etkiler ve dikkat edilmesi gereken noktalar


Bantların yan etkileri genellikle hafif ve geçicidir, nadiren tedavinin kesilmesine neden olur. Uygulama yerinde oluşabilecek deri reaksiyonlarının yanı sıra, ürtiker, baş ağrısı, aritmi, taşikardi, bulantı, hafif baş dönmesi, sersemlik, kas ağrıları, uykusuzluk, soğuk algınlığı benzeri semptomlar, bulantı, nadir olarak karın ağrısı, mide şikayetleri öksürük, anormal rüya görme, huzursuzluk, duygusal değişiklikleri, kabızlık ya da ishal, eklem ve sırt ağrısı ortaya çıkabilir. Olguların %10-20′sinde hafif deri reaksiyonlarının oluşabildiği, ancak %1,5-2 olguda tedavinin kesilmesi gerekecek kadar ciddi ve kalıcı cilt tahrişi belirtileri ortaya çıktığı bildirilmiştir. Tedavinin kesilmesini gerektirecek kontrendikasyonlar ciddi deri reaksiyonları, nikotin bantlarına karşı gelişen aşırı duyarlılık reaksiyonlarıdır.
NRT sırasında sigara içilmemelidir!!!
Nikotin bandı kullanırken ilk iki hafta içinde hiç sigara içmeyenlerin 6 ay sonunda sigarayı bırakmış kalma oranlarının daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Yine 40 yaş üstü olanların, erkeklerin, eşi veya arkadaşı ile yaşayanların, motivasyonu güçlü olanların nikotin bantları ile sigarayı bırakabilme oranının daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Nikotin bant tedavisine ek olarak hangi davranışsal destek yöntemi kullanılırsa kullanılsın bırakma başarısı ikiye katlanır.

 

Nikotin sakızlarının kullanım şekli

 

Sakızlarda bulunan nikotin, çiğneme sırasında ağız mukozasından emilir.
Emilimin iyi olabilmesi için çiğneme tekniği önemlidir. Sakızın yavaş çiğnenmesi önerilmektedir, çünkü hızlı çiğnenmesi aşırı tükürük salgısına ve sindirim sistemi yan etkilerine yol açar. Çiğneme esnasında özellikle asitli gidalar olmak üzere herhangi bir şey yenilip içilmemelidir. Nikotin sakız tedavisini kullanan kişi, sigara içme isteği ortaya çıktığı zaman, nikotin tadını hissedene kadar sakızı 5-10 kez çiğneyip sonra bir kaç dakika yanak mukozasında bekletmelidir, bu dönemde mukozadan emilim olacaktır. Daha sonra mukozanın başka bir bölgesinde aynı işlemi tekrarlayarak nikotin emilimini artırabilir. Çiğneme sıklığı ve miktarını genellikle kişiler kendi ihtiyaçlarına göre belirlemektedir. İki sakız arasında en az yarım saat ara bırakılmalıdır. Nikotin sakızı kullanarak sigarayı bırakacak olan kişilere genellikle önerilen yöntem, sigara içimini tamamen durdurması ve düzenli olarak (sabah uyandıktan 8-10 saat sonrasına kadar her saat) sakızı çiğnemesidir.
Nikotin sakızlarının yan etkileri, ağız, boğaz ve midede nikotin yutulmasına bağlı olarak ortaya çıkan bulantı, kusma, hazımsızlık, hıçkırık bazı geçici hafif belirtilerdirNikotin sakız tedavisinin 8-12 hafta kullanılması yeterlidir, ancak gerektiğinde bu süre uzatılabilir..
Gebe ve emziren kadınlara, 18 yaşından küçüklere, yeni kalp krizi geçirenlere, unstable angina ve aritmileri olanlara NRT uygulanmaz.

 

2-      BUPROPİON

 

Nikotin dışı tedavilerden bir tanesidir. Zyban ®, Wellbutrin® isimleriyle antidepresan tedavi olarak da kullanılmakta olan bu ilaçların uzun dönemde sigara bırakma oranlarını 2 katına çıkardığı kanıtlanmıştır.

 

Dopamin  ve norepinefrin üzerinden sağladığı etki mekanizmasıyla, yoksunluk bulguları ve sigara aşermesinin  azalttığı , sigaraya bağlı kilo alımını önlenmediği düşünülmektedir.

 

Sigara bırakma gününden  2 hafta önce başlanmalı  ve 6 ay süre ile kullanılmalıdır. Bupropion tedavisine NRT eklenmesi tedavi başarısını anlamlı oranda artırmamaktadır.

 

En sık görülen yan etkileri baş ağrısı, uykusuzluk ve ağız kuruluğudur. Bupropion kalp hastalıklarında yakın takip ile kullanılabilirken,  konvülsiyon(epileptik nöbet/sara nöbeti) öyküsü, nöbet eşiğini düşüren ilaç kullanımı,  kafa travması, anoreksia ya da bulimia gibi yeme bozuklukları durumlarında kullanılamaz.

 

 

3-      VARENİKLİN

 

Nikotinic asetilkolin algaçları yolu ile etki eden nikotin dışı tedavilerden bir diğeridir. Champix® adı ile piyasada bulunan bu ilacın , hiçbir ialç tedavisi almamış kişilerle karşılaştırıldığında  sigara bırakma oranlarını 3 kat arttırdığı görülmüştür. Champix kullanarak sigarayı bırakma oranı%33 ‘tür.

 

Nikotin aşermesini  azaltırken yoksunluk semptomlarının ortaya çıkmasını engelleyen Vareniklin, sigara bırakılma gününden en az 1 hafta önce kullanılmaya başlanır. 8.-14. Günler arasında belirlenen sigara bırakma gününde kişiler sigarayı bırakır ve tedaviyi 12 haftaya tamamlarlar.

 

En yaygın görülen yan etkileri bulantı (%29), uykusuzluk (%15), anormal rüya görme (%12) ve baş ağrısıdır (%10).

CHAMPIX kullanan hastalarda depresyon, intihar düşüncesi, intihar girişimi ve intihar eylemi dahil, fakat bunlarla sınırlı olmayan, ciddi nöropsikiyatrik olaylar bildirilmiştir. CHAMPIX kullanan tüm hastalar, davranış değişikliği, saldırganlık, ajitasyon, depresif duygu durumu, intihar düşüncesi, intihar girişimi ve intihar eylemi dahil nöropsikiyatrik semptomlar için gözlemlenmelidir. Bu ilacın doktor kontrolünde kullanımı çok çok önemlidir.

TERAPİ YÖNTEMLERİ

 

Sigara kullanımı yoğun koşullanmaların olduğu bir rahatsızlıktır. Sıkıntısı olduğunda sigara içerek rahatlamak dışında baş etme yöntemi bilmeyen ya da denememiş olan kişinin sadece ilaçlar ile tam bırakma sağlaması güç olacaktır. Çevresinde herkesin sigara içtiği bir kişi ya da her gün kahvaltıdan sonra koltuğuna oturup, kahvesiyle sigara tüttürme keyfi olan kişi, bu rutinine yönelik davranışsal planlamalar yapmaz ise başarı şansı düşük olacaktır.

 

Günde 20 tane sigara içen birisi için, ardı ardına nefesle nikotinin beyne alınması, bazen yılda 70 000 kez paketin görünüşü, dumanın kokusu boğazdaki tahriş demektir. Bu hiç şüphe yok ki tiryakilerin eğer sigarayı bırakırlarsa ellerini nereye koyacaklarını bilemeyecekleri ve sigara içmeyi anımsatan işaretlerle nasıl başa çıkacaklarını bilemedikleri ile ilgili yaygın görüşü açıklamaktadır.


Benzer şekilde nikotinin beyin kimyasalları üzerine etkisi ile sigara içmeye eşlik eden uyaran da daha doyurucu ve mutlu edici görünür. Böylelikle içiciler sigara içilen durumları ve yerleri de sevmekte ve içtikleri markanın tadına ve özel görünüşüne bağlanmaktadırlar. Hiç sigara içmek niyetinde olmasalar dahi, eskiden sigara ile birlikte algılanan uyaranların varlığında sigara içme dürtüsü tüm yoğunluğuyla kişiyi vuracaktır.(Alkol alınca sigara içmeyi istemek, türk kahvesi çay görünce canının sigara çekmesi  gibi)

Sigara bıraktırmada sigara kullanımı ile ilgili yanlış bilişlerimizin ve kalıp davranışlarımızın  ve koşullanmalarımızın değişebilmesi için bilişsel davranışçı terapi tekniklerinden faydalanılan terapiler en etkili terapi şekli olarak görülmektedir.

 

Sigara bırakmaya henüz niyet etmemiş ya da niyet etmiş ancak hazır hissetmeyen danışanlarımızla ise motivasyonel görüşmeler yürütülerek aktif bir sigara bırakma girişimi yapmaları sağlanabilmektedir.

 

Her türlü bağımlılık gibi sigara bağımlılığından da bir seferde kurtulmak mümkün olmayabilir.  Her türlü ilaç ve terapi tekniğini kullansak dahi kaymalar (sigara içme) yaşanabilir. Bu beklendik bir durumdur. İnsanların sigarayı tam olarak bırakmalarının ortalama 4 girişimde olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla girişimleri sürdürememek; başarısızlık değil, riskleri değerlendirmemizi, önlemlerimizi arttırmamızı sağlayacak adımlardır.  Başarı sigarayı bırakmaya niyet etmiş ve bunu denemiş olmaktır.

 

ALTERNATİF TEDAVİLER

 

Sigara bıraktırmada, hipnoz akupunktur gibi alternatif tedavi yöntemleri de bulunmaktadır.  Bilimsel olarak sigara bıraktırmada etkinliği kanıtlanmış yöntemler değildir. Benzer şekilde elektronik sigaralar yaygın olarak kullanılmaya başlanmış, bir kısım hekim tarafından önerilir hale gelmiştir. Ancak  Isı kullanılarak nikotin ve diğer kimyasalları dumana dönüştürerek içilen bu mekanizmada  az da olsa tütün ve kimyasal madde bulunmaktadır. Dolayısıyla ne zararı ve ne de faydası bilimsel çalışmalar ile kanıtlanmış tedavilere yönelmektense kanıta dayalı tedavilere yönelmek öncelikli olmalıdır.

Kaynakça:

 

1-Psycho-Oncology Textbook-Seconde  Edition; Chapter  2

2-Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü; Tütün Bağımlılığı ile Mücadele  El Kitabı

3-Türk Toraks Derneği ; sigarabirakmadaogrenmezemini.org web sitesi

4-TÜBATEB; Sağlık Bakanlığı Tütün Kontrolü ve Sigara Bağımlılığı Eğitim Programı

5-Türkiye verileri için Refik Saydam Hıfzısıhha Mektebi tarafından yapılan Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik Çalışması verileri

6-Nides M. Update on pharmacologic options for smoking cessation treatment. Am J Med. 2008 Apr;121(4 Suppl 1):S20-31
7- Mc Ewen A, Hajek P, McRobbie H, West R. Manual of Smoking Cessation A Guide for Counsellors and Practitioners. Oxford, UK: Blackwell Publishing 2006

8- Hatsukami DK, et al. Tobacco addiction. Lancet. 2008 Jun 14;371 (9629):2027-38

9-Mc Ewen A, Hajek P, McRobbie H, West R. Manual of Smoking Cessation A Guide for Counsellors and Practitioners. Oxford, UK: Blackwell Publishing 2006

  •  
  •  
  •  
  •  
  •