Uyku bozukluğu,  kanser hastalarının %30-60’ının bildirdiği önemli bir şikayettir.  Uyku bozuklukları, halsizlik ile birlikte, kanserin ve/ve ya tedavilerinin, yaşam kalitesini en çok düşüren yan etkilerindendir ve hastalarımızı tükenmişliğe sürükleyebilir.

Kanser, uyku ve psikiyatrik durum; her biri birbiri ile karşılıklı etkileşim içinde olan üçgenin köşeleri gibi düşünülebilir. Kanser, ruhsal durumu ve uykuyu etkiler; ruhsal durum, kanseri ve uykuyu etkiler ve tabiki uyku da hem kanseri hem de ruhsal durumu etkiler. Bu bağlamda, kanser hastası, ruh halini, bedensel iyilik halini, yaşam kalitesini, kanserini ve tedavisini etkileyen uyku şikayetiyle geldiğinde, en önemli iş uyku bozukluğunun olası nedeninin saptanmasıdır.

Kanser hastalarımız ne tür uyku bozuklukları yaşarlar?

1- Uykusuzluk (insomnia): Bu terim, bilimsel açıdan, süresi yetersiz ya da kalitesi düşük uyku tanımlamaktadır. İnsomnia, kanser hastalarının en sık tarif ettiği uyku bozukluğu şeklidir. Uykuya dalmada, başlamada güçlük olabileceği gibi, uykunun sok sık bölünmesi ya da sabah erkenden istemeden uyanıp bir daha uyuyamama gibi şekilleri vardır.

2- Artmış Gündüz Uykululuğu:  Adından da anlaşılacağı üzere, gün içinde uyku halinin beklenenin üzerinde olmasıdır. Bu gündüz uykululuk hali, uykusuzluğa ikincil, uyku ihtiyacını karşılamak için, bir telafi etme yolu olabilir. Öte taraftan, depresyon, kemoterapi ilaçlarıyla ilişkili halsizlik, kemoterapinin yan etkilerinden biri olan demir eksikliği ve kansızlık, hormonal etkilenmeler; örneğin tiroid hormonlarındaki düzensizlikler gibi bir çok ruhsal ve bedensel etken, uykululuk halinde rol oynayabilir. Hekimlerce ayırd edilip, altta yatan nedenin düzeltilmesi, yaşam kalitesini arttıracaktır.

3- Huzursuz Bacak Sendromu: Bu sendrom uykuda istemsiz ve zorlayıcı bacak hareketleriyle karakterize nörolojik bir tablodur. Tekrarlayıcı olarak uykunun belli dönemlerinde gelen benzer bir sendrom da bulunmaktadır. Özellikle gece uykularında belirgin olup bacak hareketleri nedeniyle kişi sık sık uyanır ve ciddi yorgunluklar ile sonuçlanabilir. Demir eksikliğiyle de önemli ilişkisi bulunan bu tablo, nöroloji hekimince değerlendirilerek tedavi başlanması halinde, belirtiler kolaylıkla kontrol altına alınarak uyku kalitesi arttırılabilir.

4-  Uyku Apne Sendromu: Uyku esnasında solunum yollarının üst kısmındaki daralma nedeniyle bir süre nefessiz kalma ya da az nefes alabilme durumudur. Özellikle ciddi kilo fazlası olan kişilerde görülmekle birlikte baş, boyun ve akciğer kanserli hastalarımızda da rastlanabilmektedir. Nefessiz kalınan süre arttıkça vücutta oksijen oranı düşmekte, bu da beyne yeniden nefes alması için sinyal yollamakta ve uyanmaya sebep olmaktadır. Bölünmüş uyku ise, dinlenemeden uyanmaya, gün içi uykululuk halinin artmasına, halsizliğe, dikkat ve konsantrasyon sorunlarına, depresif şikayetlere dolayısıyla yaşam kalitesinin düşmesine sebep olur. Bu tanıyı koyarken hasta yakınlarının gözlemleri önemli bilgiler sağlamaktadır.

Kanser hastalarımız neden uyku sorunları yaşarlar?

1- Zemin Hazırlayan Faktörler: İleri yaş, kadın cinsiyet, öyküde kişisel ve ailesel bir uyku bozukluğu varlığı kanser hastalığı dışında da uyku bozukluğu için risk faktörüdür ve kanser hastaları için de geçerlidir. Ancak ilave olarak kanserde ruhsal hastalıklar da uykuyu bozar. Depresyon ve Anksiyete Bozuklukları bunların başında gelir.

2-  Ortaya Çıkışı Tetikleyici Faktörler: Bu faktörler çoğu zaman ciddi stres yaratan duygusal ya da fiziksel durumlardır.

  1. Ağrı: Fiziksel durumların başında gelir. Özellikle de giderilemeyen süreğen ağrılarda uyku bozuklukları sık görülür. Bazen de, morfin türü ağrı kesicilerin etkisiyle  uyku bölünebilir.
  2. Kemoterapi: Özel bir kemoterapi ajanına bağlı olmadığında her kemoterapinin uyku üzerine farklı çeşit ve ciddiyette etkisi olabilmektedir. Bunların ne kadar direkt ilaç etkisi, ne kadar tedavi yan etkisi ne kadarı da ruhsal kaynaklı ayırd etmek güçtür ve hekim muayenesi ve gözlemi gerektirir. Örneğin meme kanserinde kullanılan bir takım hormon ilaçlarının etkisiyle yaşanan menopoz tablosunda ateş basmaları ve uykusuzluk ön planda olabilir. Ya da kemoterapinin ikinci gününde bulantı kusma, uykuyu bölebilir. Öte taraftan hareketsizlik belirginleştikeçe gündüz uyku hali artabilir. Her bir hastamız kendi şartlarında değerlendirilmeli ve her tabloya, özgün müdehale planlanmalıdır.
  3. Radyoterapi (ışın tedavisi):  özellikle beyin ve baş, boyun bölgesine alınan ışın tedavilerinden sonra artmış uykululuk hali ortaya çıkabilmektedir.
  4. Kanser: Beyin tümörleri direkt etki ile uykuyu etkileyebilir. Baş boyun tümörleri oksijenlenmeyi değiştirerek, çeşitli tümörler ağrıya sebep olarak uykuyu bozabilir. Bazen de tümörlerin salgıladığı bir takım maddeler(ör: sitokinler) uyku döngüsünü etkiler.
  5. Psikolojik faktörler: Kanser Hastalığında Psikiyatrik Bozukluklar bölümünde de ayrıntısıyla değinildiği gibi, ruhsal hastalıkların başlangıcında, sürecinde, özel dönemlerinde farklı şekillerde uyku bozuklukları görülebilir. Örneğin tanının öğrenilmesi sonrası yaşanan yas sürecinde, nüks haberi alındığında, ya da her kontrl gününün öncesinde, uykusuzluk, kronik seyirde ortaya çıkan depresyonda ise gündüz artmış uyku hali yaşanabilir.

3- Devam Ettirici Faktörler: Uyku bozukluğunun nedeni doğru saptanmazsa, doğru tedavi edilemez ve devam eder. Benzer şekilde kişinin uyku hijyenine (akşamları çay, kahve içme, gündüz uzun süreler şekerleme yapma) dikkat etmemesi, bozulmuş uykuyu uygunsuz yollarla düzeltmeye çalışması (alkol alma, uyku yaptığını bildiği bir ilacı kullanma) , uyku sorunlarının devamına neden olur. Uyku bozuklukları ilerledikçe kişinin doğal günlük ritmi kayar(sirkadyen ritm). Bu ritmi düzene koymak yerine ritme ayak uydurmaya devam etmek  de sorunları süreğenleştirir. Örneğin gece uykusu 03:00’e kaymış bir kişi, bunu gidermek için hamle yapmak yerine o saate kadar TV, bilgisayar vb. uyaranları azalmadan uyku saatini beklerse, sorunlu döngü aynen devam eder.

Kanserde uyku sorunlarının tedavisinde neler yapılır?

Önemle vurgulanması gerek ilk şey her tedavinin kişiye özel olduğudur. Kişinin yaşı, cinsiyeti, hastalığı, tedavileri, uyku bozukluğunun ne olduğu ve neye bağlı olduğu netleştirilerek, doğru tanıya doğru tedavi verilir. Bu sebeple aşağıda bahsedilecek tedavilere genel bir bakıştır.

1- İlaç tedavileri: Uykusuzluğu ya da tersi şekilde gündüz artmış uykululuğu giderecek birçok grup ilaç bulunmaktadır. Psikiyatri hekiminiz yukarıda belirtilen tüm şartları göz önünde bulundurarak size uygun ilacı seçecektir.  Huzursuz Bacak Sendromu ya da Uyku Apne Sendromu düşünmesi durumunda ise gerekli branş hekimlerine sizi yönlendirecektir. Ağrı kesicilerde olduğu gibi uyku düzenleyici ilaçlar ile ilgili de yaygın mitler mevcuttur. “Bu ilaçlar bağımlılık yapar”, “Bir kere ilaç başlarsam bir daha ilaçsız uyuyamam” gibi inanışlar tedavinin gecikmesine ve yaşam kalitenizin düşmesine sebep olur. Hem aklınıza takılanları sorabileceğiniz, hem de size uygun tedaviyi en iyi şekilde düzenleyecek olan psikiyatri hekimlerinizden destek isteyiniz. Asla ama asla bir yakınınızın kullanıp da memnun kaldığı bir ilacı ya da bitkisel kökenlidir ve güvenlidir iddiasıyla piyasada bulunan sözüm ona ilaçları(?) kullanmayınız!

2- Psikoterapiler: Uyku bozukluklarının tedavisinde psikoterapilerin etkinliğini olduğunu gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Daha önce de belirttiğim gibi, terzinin sizin bedeninize biçtiği bir giysi gibi, psikoterapi de sizin sorunlarınıza ve ihtiyaçlarınıza özel planlanır. Uygulanabilecek terapi ve tekniklerin başında, “uyaran kontrol terapisi”,  “gevşeme”, “uyku kısıtlaması” ve “paradoxical intention” ve aslında bunların hepsini az ya da çok kapsayan “bilişsel davranışçı terapiler” gelmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Psycho-oncology Textbook, Second Edition Chapter 35
  2. MD Anderson, Manuel of Psychosocial Oncology Chapter 12

 


 

Bu sitedeki bilgiler okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla yazılmış olup tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Yazarın izni olmadan ya da kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, kopyalanamaz.

  •  
  •  
  •  
  •  
  •